‘Kişi başı yıllık 7,6 kilogram balık tüketiyoruz’

Kocaman Balıkçılık’ın “Türkiye’nin Balık Tüketim Haritası” başlıklı araştırmasına göre, ülkede kişi başına yıllık tüketilen balık miktarı 7,6 kilograma ulaştı.

Kişi başı yıllık en çok balık tüketimi 25 kilogramla Karadeniz Bölgesi’nde gerçekleşirken, bu rakam Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde 1 kilogramın altına kadar iniyor. İzmir, Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerde ise yıllık kişi başı tüketilen balık miktarı 16 kilogram.

Hem sezonunda bol miktarda avlanmadan, hem de fiyatının daha uygun olmasından dolayı Türkiye’de en çok “hamsi” balığı tüketilirken, onu sardalya ve istavrit takip ediyor. Avlanma sezonunda palamut da çok rağbet görüyor.

Ülkede balık çiftliklerinde en çok yetiştirilen çipura, levrek ve Karadeniz alası gibi kültür balıkları da güvenle tüketiliyor.

İşlenmiş/dondurulmuş balıkta ise bu yıl en çok Karadeniz alası, palamut, hamsi ve sardalya tercih edildi. Tüketilen toplam balığın yüzde 40’ı Karadeniz alası oldu, söz konusu balık tezgah ve pazarlarda “yerli somon” olarak bilinip çok tüketilse de market raflarında işlenmiş olarak yeni yeni yerini alıyor ve gelecek yıllarda daha da çok tüketilmesi bekleniyor.

İSTANBUL’DA LÜFERİ, İZMİR’DE KUPES

Türkiye’de en çok kısa ömürlü küçük balıklar olan hamsi, sardalya ve istavrit tercih edilirken, İstanbul’da lüfer, mezgit ve palamut gibi bölgesel türler tüketiliyor. Yöreye özgü olan kupes ve tirsi ise en çok İzmir’de tercih ediliyor. Ulusal market kanalında işlenmiş balığın neredeyse yarısına denk gelen yüzde 48’lik kısım İstanbullular tarafından tüketiliyor. Bu işlenmiş balıklar arasında palamut, Karadeniz alası, hamsi ve sardalya başı çekiyor.

İşlenmiş balık İstanbul’dan sonra yüzde 38 ile en çok Muğla’da, yüzde 7 ile Antalya’da tercih ediliyor. Bu illerin tercihi ise Karadeniz alası, palamut ve hamsi şeklinde sıralanmakta.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu illeri taze balığı olduğu gibi işlenmiş balığı da çok tercih etmiyor. İşlenmiş balığı en çok tercih eden iller, İstanbul, Muğla, Antalya, Çanakkale, Bursa, İzmir ve Balıkesir olarak sıralanırken, işlenmiş balıkta en çok Karadeniz alası, palamut, sardalya, hamsi, çipura, aterina tüketiliyor.

BALIK DIŞINDA EN ÇOK KARİDES VE KALAMAR TÜKETİLİYOR

Balık dışındaki karides, ahtapot ve kalamar gibi işlenmiş deniz ürünleri tüketimi ise son yıllarda artışta. Ulusal market kanalları vasıtasıyla artan tüketimin 3’te biri İstanbul’da gerçekleşiyor. İstanbul’u yüzde 10 ile İzmir, Antalya ve Muğla takip ederken, Ankara, Kocaeli, Bursa, Balıkesir, Eskişehir ve Adana da balık dışındaki işlenmiş deniz ürünlerinin yoğun tüketildiği iller arasında.

İşlenmiş diğer su/deniz ürünleri tüketimini ürün bazında değerlendirildiğinde, en çok karides tüketiliyor. Toplam tüketimin yarıdan fazlasını karides alırken, onu kalamar, midye eti, deniz ürünleri salatası, jumbo karides ve torik lakerda takip ediyor.

İstanbul, İzmir, Antalya, Muğla, Eskişehir ve Adana’da sırasıyla en çok karides, midye eti, kalamar ve deniz ürünleri salatası, Ankara’da karides, midye eti, kalamar, jumbo karides, Kocaeli’de karides, jumbo karides, midye eti, ahtapot, Bursa’da karides, kalamar, midye eti, deniz ürünleri salatası, Balıkesir’de ise karides, midye eti, deniz ürünleri salatası ve kalamar tüketiliyor.

“TERCİHTE EN ÖNEMLİ ETKENLER TAZELİK VE FİYAT”

Kocaman Balıkçılık Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kocaman, AA muhabirine araştırma sonuçlarına ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye’de balık tercihlerini en çok etkileyen unsurların başında tazelik ve fiyat geldiğini söyledi.

Kocaman, “Ancak taze ürünler besin değerlerini 2-3 gün koruyabiliyorken, dondurulmuş ürünlerde bu süre çözdürülmeden önce 540 güne kadar çıkabiliyor. Ürün çözdürüldükten sonra ise buzdolabında muhafaza edilerek bir gün içerisinde tüketilmeli.” dedi.

Su ve deniz ürünlerinin avlandıktan ya da hasat edildikten sonra 24 saat içerisinde işlenip doğru ısı rejiminde muhafaza altına alınması gerektiğini dile getiren Kocaman, bu sayede taze olarak satın alınan 2-3 günlük ürünlerden daha yüksek besin değerine sahip olunabildiğini aktardı.

Kocaman, geleneksel Türk ev hanımının ailesine dondurulmuş gıda yerine taze besin yedirme içgüdüsünün henüz aşılanamadığını kaydederek, çalışan kadın için dondurulmuş gıda tercihinde, zamanı iyi kullanma gerekçesinin kuvvetli bir argüman olduğunu bildirdi. Kocaman, işlenmiş su ürünlerinin de gayet sağlıklı bir alternatif olduğunu sözlerine ekledi.

._sms-container { display: block; width: 100%; background-color: #f3f3f3; border-radius: 10px; display: flex; padding: 6px 15px; align-items: center; margin: 30px 0; border: solid 1px #eee; } ._sms-container:before{ display: inline-block; vertical-align: middle; content:”29BF”; font-size: 24px; color: #ff4136; margin-top: -4px; margin-right: 10px; } ._sms-container p { font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, “Segoe UI”, Roboto, Oxygen-Sans, Ubuntu, Cantarell, “Helvetica Neue”, sans-serif; font-size: 17px; font-weight: bold; padding: 0 30px 0 0; color: #ff4136; } ._sms-container img { width: initial !important; margin: 0 20px; height: 22px; } ._sms-container img.sms_transparent { height: 1px; width: 1px; }

Tüm son dakika haberleri için tıklayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir